İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Asuman Yap bir Pansuman

Kemal Cem Duru


Zenginler çok vergi versinler, olay çözülür!

İşte çözdüm şimdi her şeyi!

Böylece, fakir halka daha çok hizmet gider mi?

Bir yandan bakıyorum olan bitene,

‘’Hastanemizde kredi kartı geçerlidir’’ yazılarının karikatürlerini yapardık,

Eskiden esprisini yaptığımız duruma, karşı duramamışız ki, normalleşti bugün.

Halkın katkıları da, ödemeleri de, dağları aştı.

Muayenesine de, protezlere de, ilacına da ödediği katkılar…

Kabul ettirdiler hepimize bu katkıları ve normalleşti…

Ve kan kaybetti  halkımız,  sağlık haklarından da, emeklilik ve diğer haklarından kaybettiği gibi.

Yazıklar olsun…

‘’Her şeyi devletten bekleme’’ sözünün kanıksanışına.

Demek ki devlet, halkın devleti değilmiş.

Neredeyse, yarın yatan hastalardan, ‘’küçük tuvalet için bir lira, büyük tuvalet için iki lira alacağız’’ diyecekler.

Sürgülüsü, ördeklisi de elbet, yüzde üç yüz fazlası olacak.

Ona da ‘’gür bir itiraz’’ çıkamayacak.

Ama yeter ki, zenginler daha çok vergi versin,

Ben çözdüm olayı.

‘’Biz de veririz evelallah, küçük için bir lira, büyük için iki lira’’, yatan hastalarımız için.

Halimiz bu…

Yarın, bir de deseler ki, ‘’artık yatan hastalar, tıbbi atığına da fark verecekler’’.

O da, olur mu olur…

Peki, bir de deseler ki, ‘’artık sağlık personelimize de, yatan hastaya da bedavaya yemek vermeyeceğiz’’

Tabii ki, önce sefer tası bakarım internetten,

Kafamdan, aylık maliyet hesapları yaparım hemen.

Ama esas, hastane çevresinden bir gıda işletmesi devralabilsem birikmişimle,

Ooooh!

Baldan tatlı olur o iş…

Daha önce anlatmıştım sizlere, kendimce lükslerim ve yüksek masraflarım benim.

Neyse, siz bana bakmayın.

Bu düzende, ben böyle oluyorum bazen,

Hesapçı ve fırsatçı…

Hepimizden olmamız beklendiği gibi.

Kendim ve ailem için, gelecek korkusu falan…

Fakirliğin sebebi zenginler ise, zenginden alıp fakire birazını vermek, düzeltir mi tüm bunları?

O güne iyileştirici bir küçük göstermelik müdahale bu pansuman,

Hastalanmamaya, insana yakışır yaşamaya değil!

Asuman yap bir pansuman! Yap, yap da

Zenginden aldıklarını, teşvikler  ve ucuz kredilerle, yine zenginlere  verecekler apaçık.

İşsizlik fonlarında, işçiler için birikmiş, işçilere bin bir şart koyup vermedikleri o paraları, patronlara batmasınlar diye vermediler mi daha yeni?

Bir de baktık, karları bile artmış, ne tesadüftür bu böyle.

Zenginden çok alıp hepsini yoksullara versek, o çözüm olur mu bu kökten eşitsizliğe?

Zenginin, ‘’kardan zarar ediyorum’’ ağlamasının yanında,

Fakirin, ‘’küçük için bir lira, büyük için iki lira’’ hesabı konuşulur mu şimdi?

Ama daha sonrasında, yatan hastaya, senden şu kadar tıbbi atık çıktı, onu da ödeyeceksin derler mi?

Hastanelerde çalışanların da, hastaların da yemekleri ücretli olur mu?

‘’Oldu’’  derlerse şaşırmayalım ki şaşırmayız,

Şaşırsak bile unuturuz biz eski haklarımızı, alışırız yeni durumlara toplumca böyle olduk.

Adaptasyon yeteneklerimiz çok gelişti, kaybede kaybede…

Olur da, halk tatile giderse, bir de ‘’konaklama bedeli vergisi’’ var artık ülkemizde, ama tatile gidebilenlere o vergiler, neyse…

Peki, bu kadar vergi nereye gider?

Sormak suç!

Neredeyse, ağır siyasi suç sayılacak, bu yaygın sessizlikte.

‘’Kaderine razı ol, bak zenginlerin evlerine vergi getiriyorum, eğer getirebilirsem’’ diyorlar.

Ben, bir hekim olarak karşıyım, babası zengin olanın, babası fakir olandan farklı sağlık hizmeti almasına.

Kaderci de değilim.

Razı da değilim buna.

Hastanede, yoksul halka, kakasını bile tutturur mu bu düzen?

‘’Az daha tut da, bak eve gidince yaparsın’’ dedirtir mi?

Bir yandan da, tüm dünya emekçileriyle dalga geçer gibi dünyanın egemenleri,

Çalışma saatlerini, günde altı saat yapıp, bir de, haftanın dört günü çalışmayı deneyeceğiz, diyen ülkelerin haberlerini, tam boy yaparlar mı?

Resmen, dalga geçer gibi reklam bunlar, tüm dünya emekçilerine,

Yapmayacaklarını da, kar hırsıyla yapamayacaklarını da, adları gibi biliyorken.

Şaka gibi…

İşyerlerinde, klozete on dakikadan fazla oturulamasın diye, öne on beş derece eğik klozetler üretti, bir İngiliz şirketi.

Bravo size!

Hastanelere de, alın o öne eğik klozetlerden, bizler de uzun oturamayız böylece tuvaletlerde,

Malum telefonlarımız da var ya…

Biz insanoğlu, paramız yoksa ya da baskıyla tutar mıyız tuvaletimizi?

Tutabilir miyiz?

Evet elbet!

Ama bu dünya düzeninin, emekçi insanların dışkılamasına kadar varan açlığını, ne yapacağız biz böyle?

Hala kafam karışık, dünyayı nasıl değiştirebileceğime.

Hem ben tek başıma, nasıl değiştirebilirim ki dünyayı?

Elbet tek başıma yetmez gücüm.

Bu seviyede bir trajikomedi, umudumuzu bitirmemeli elbet güzel günlere,

Benim şu an var olan dünya düzeninin, insanlığı iyi edeceğinden umudum kalmadı!

Hep hasta ediyor, aç bırakıyor, yoksul, evsiz ve eğitimsiz bırakıyor…

Halkın cehaletine de cahilleştirilmesine de, tapıyor bu dünya düzeni,

İtiraz etmesinler diye…

Onlara söylenen yalanlara inansınlar, kaderlerine razı olsunlar diye…

Bir de bitmez savaşları var.

Savaşları bile sıradanlaştırdılar, normal bir şey gibi.

Bir hekimin gözünde, savaşlar hiçbir zaman sıradanlaşamaz.

Öfkeleniyorum, insanların hak etmediği, bu kadar gözü doymazların arsızlıklarına maruz kalmasına,

Öfkemi, umudumla birleştirdiğim gün,

O gün, en sağlıklı karşı gelişlerime başlayacağım,

Ülkemi de dünyayı da değiştirmek için…

Görsel: Applicants for Admission to a Casual Ward, Luke Fildes

İlk yorum yapan siz olun

Yorumlarınızla katkı sağlayabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: