İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Karım et yemez oldu

Kemal Cem Duru


Biricik karım, hayat ortağım et yemez oldu!
Şehit babası ‘’oğlum sözleşme yaptı çalışmak için, ama hemen öldü,
Neden yoksul halkın çocukları ölüyor?’’ diye isyanda.
Kamyoncusu, öğretmeni, doktoru, öğrencisi ve diğerleri…
Bu hafta intihar edenler listesi kabarık!
Bazı uzak ülkelerde birkaç şehidimiz varmış.
Ve onların sessizce defnedilişi..! Doğruysa, inanması güç…

Ve TUİK’in umut ve mutluluk istatistikleri…
Alışverişi de onlardan yap, aç kalma, umutsuzken umudu da onlardan öğren.
Ne hoş!…
Diyanet, ‘’akşam gidin pazara’’ dedi halka. Ucuz olurmuş.
‘’Vay anam vay’’ halimize…
Benim karım da, bence işte tüm bunlar yüzünden, et yemez oldu.
Eve temizliğe gelen yardımcı, iki çocuk annesi  Aynur’un,
‘’Biz ayda bir kez, bir kilo et alabiliyoruz, onu da on parçaya bölüp yemeklere koyuyoruz ‘’ dediği gün, anında kesti et yemeyi,
Zaten, bir deri bir kemiktir, benim karım.
Boğazından hep helal geçmiştir.
Haram etti kendine et yemeyi.
Sanki klorak içti de, yemek borusu yapıştı, daraldı.
Çocuklara da yedirtmeyecek diye korkuyorum bir yandan.
Neyse, daha onu yapmıyor.
Ama, et görünce gözleri dolar oldu, o günden beri,
Ete değil elbet, halkımızın çaresizliğine, yaşadığı bu kötü günlere.
Halkın her zor durumla, kendince baş etme çabasına, elbet yaşamak için.
Halkımızın hala, onuruyla da yaşamasına israrına.
Çocuklarımızı, namusu gibi onurlu yetiştirdi benim karım,
Kendi gibi onurlu çocuk yetiştirenlere de dayanamaz yüreği.
Ondan yemiyordur et,
Ama artık Zweig mı haklı çıkacak, yoksa Nitsche mi, kafam karışmadı de değil.
Bak diyorum ot da, et gibi pahalı
Hadi ye şunu!
Yemiyor ve gözleri doluyor üstüne üstlük.
Hani, et yememeyi çeşitli sebeplerle tercih edenler var.
Onlar gibi değil, benim karım.
Onlara saygı duyuyorum, tercihleridir,
Ama dünyayı değiştirmekten vazgeçip sadece kendilerini değiştiriyorlarsa pek de saygı duymuyorum sanki…
Hani spor salonlarından çıkmayan,
Kendi vücuduyla ve sağlığıyla kafayı yemiş derecede ilgili, ama dünyayla ve kendi ne yapabileceğiyle ilgisiz, umursamaz olanlardan bahsediyorum
Kendilerine iyi bakmaya devam etmelerini dilemeliyim…
Biz karımla, öyle çok konuşmayız aramızda uzun uzun,
Genellikle, derin bir sakinlik ve sessizlik vardır evimizde.
Ben çok üstüne gidince, kafam karıştığı için bunu niye yaptığına, aldı sözü;
‘’Bak dedi, hatırlıyor musun geçen sene yoksul çocuklara güneydoğuya, yardım götürmeye gitmiştik, hiçbir şey yapmıyoruz kendimize ve ailemize bakmaktan deyip de.
Fotoğraflar çekmiştik, acılı ama gülen çocukların fotoğraflarını.
Dönüş yolunda hiç konuşmadık onu da hatırla
Kendimizle yüzleşmek olurdu konuşmak , kaçtık bundan.
Onlara bakıp , kendi çocuklarımızın haline şükredenler olmadık biz hiçbir zaman, olamayız da.
Beni iyi biliyorsun arabamda bile kutu sütler istiflerim, trafik lambalarındaki dilenci çocuklara vermek için
Ben bırak ülkemin çocuklarını, tüm dünya çocuklarına güzel günler için emek etmek istiyorum
Onları aç, açık bırakan her neyse ona karşı
Ne olduğunu sen de ben de adımız gibi biliyoruz,
Öğrencilik yıllarımızda da gereğini yapıyorduk.
Ne oldu bize böyle.
Halka aşıladıkları umutsuzluğu,
Çocuklara aşıladıkları kolay yoldan para kazanılır zengin olunur yalanlarını,
Bize de umutsuzluk aşılayarak, hedefleri şaşırtıp bölüp parçalayarak aşılamayı becerdiler işte.
Evet yemeyeceğim artık ben et!
Bu güne kadar yediğim yeter,
Elbette etrafıma yardımsever olmaya da devam edeceğim
Hatta örnek bir insan,
Ama ben dünyayı değiştirmeye karar verdiğimi, kendime sürekli anımsatmak için, yemeyeceğim ülkemin emekçilerinin rahatça yiyemediği ve çocuklarına yediremediği o eti.
Benim derdim bu.
Yeter kovuğumuza çekilip, sadece kendi çocuklarımızın ,ailemizin derdine düştüğümüz.
Evet Aynur hanımın hali de vakti de olmayabilir ama benim var.
Yoksa da olacak artık.
Eskiden, dünyanın çarpık düzenine karşı geldiğimiz, öğrencilik günlerimiz gibi.
Hani öyle beni orta yaş bunalımlarına girdim falan sanma.
Bu kadar kavuğumuza çekildiğimiz yeter bana,
Bana tutmadı umutsuzluğun aşısı işte.
Değiştireceğim ben bu dünyayı.
Benim bir fiske gücüm varsa,
Biliyorum ki o fiskeler bir olsa gezegenlerin yerini değiştirir.
Daha da sorma bana eti de otu da, ne yediğimi ne içtiğimi.
Bana ne yapabildim, onu sorarsın sonra…’’
Biraz sessizlik oldu, sonra yerimden kalktım.
‘’Nescafe içermişin’’ demeye bile çekindim,
Neme lazım şimdi o toplar…
‘’Meyve çayı yapayım sana, kendime de bir kadeh bir şeyler koyayım’’ dedim.
Zaten, kafam karışık diye yazarken, hayat yerinde durmadı bugün yine.
Biricik karım, et yemez oldu ki,
‘’Et yemez’’ ama, aman aman…
 
 
 
 

Görsel: Patates yiyenler, Van Gogh, 1885

İlk yorum yapan siz olun

Yorumlarınızla katkı sağlayabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: