İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Liberal kumpanya: Aşıyı reddedene indirimli hacamat!

Last updated on 29/01/2020

Seyfi Durmaz

Liberal sol, gölgesinde kariyer yapamayacağı ağacı keser!

Dünya Sağlık Örgütü, 2019’un ilk üç ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre dünyada kızamık vakasının %300 oranında arttığını açıklamıştı. Bu durum aşılama oranlarının düşmesi ile ilgili ciddi çıktılardan biridir. Bu nedenle aşı reddi / tereddüdü, küresel sorunlarda ilk on arasında tanımlandı.

Biz, aşıya erişimin önündeki engelleri tartışırken, ‘aşı reddi’, gündeme kendisini dayatmaya başladı. Aşıya erişimde dezavantajlı grupları yoksul, kırda yaşayan, eğitim olanaklarına ulaşamayan gibi tanımlarla konuşuyorduk, şimdi başka bileşenleri sorguluyoruz. Aşı reddi ve diğer bilim karşıtı eğilimleri, tahmin ettiğimizin aksine, yoksullardan çok ekonomik koşulları iyi olanları ve eğitimlileri işaret etmeye başladı.

Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları diyor ki; çocuklarda (12-23 aylık) tam aşılı olanların oranı son on yılda batıda, kentte yaşayan eğitimlilerde alarm veriyor!

Tam aşılı çocukların oranı,

  • kentte %84’den %67’ya düşer iken, kırda %71’den %68’e düşmüş
  • batıda %85’den %70’e düşer iken, doğuda %64’ten %71’e yükselmiş
  • lise ve daha yüksek eğitimlilerde ise %88’den %69’a gerileme göstermiş iken ilkokul ve daha az eğitimlilerde %65’den %69’a yükselmiş.

Yurtdışında da durum farklı görünmüyor: Yang ve arkadaşları, bilim karşıtı hareketlerin yoksullara veya kırsal topluluklara özel olmadığını- örneğin, aşı karşıtı aktivistlerinin Kaliforniya’nın kentsel, zengin bölgelerinde yaşadıklarını söylüyorlar. Pew Araştırma Merkezi, 2015 yılında yaptığı araştırmada Amerikalı liberallerin yaklaşık yüzde 12’sinin, muhafazakarların ise yüzde 10’unun çocukluk çağı aşılarının güvensiz olduğuna inandığını saptamış. Polonya’da yapılan bir çalışmada da bilgi düzeyi yüksek olan katılımcılar, zorunlu aşıların insan hakları ihlalinin sıradan bir örneği olduğunu iddia etmişler.

Bir başka önemli bulgu şu olmuş: “Aşıların medikalizasyonu algısı ile katılımcıların bilgi düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki vardır.”

Yetmişlerden bu yana medikalizasyon, artan bir tıp hakimiyeti ile ilişkilendirilmiş, sosyal ve kültürel meseleleri adlandırmak için kullanılmış, ancak kapitalist tıbba bu haklı eleştirisinde Ivan Illich ve Foucault’un açtığı çatlaklardan liberallerin sızması hem bilim için hem de  Ivan Illich için tam bir talihsizlik olmuştur.

Soru şu: Siz, “modern tıp” eleştirisine daha doyamamışken aynı pazarda hacamatçıların ve aşı redçilerinin tezgah açacağı aklınıza gelebilir miydi?

Liberal paydaşlarını tedirgin etmek istemeyen kurumsal yapılar bile artık aşı reddi sorununa “bireysel özerklik ile toplumsal yarar birlikte korunabilir” orta yolculuğu ile çözüm üretiyor, kapıyı tatlı bir serinliğe aralık bırakıyordu. Politika üretenlerin eksen kaymasının itirafı olarak kayda geçiyordu.

Evet doğrudur; hizmet sektörünün pazarda boy vermesine paralel olarak hayatın her alanının medikalizasyonu, kapitalistin kârını maksimize etmenin bir aracı oldu. Tam da bu noktada antikapitalist eleştiriyi soğuran liberal akıl, içi boşaltılmış bir öcü yaratmayı daha fazla iş görür buldu. Büyük oyunu görmek, büyük laflar etmek entelektüel aklın turnusolü sayıldı. Tüm dünyada popülist sağ yükselişinden şikayetçiyiz. Solun bıraktığı ve söylemediklerini sağ ve postmodern popülizm dillendiriyor. Böyle olunca gerçekler paranoya çamuruna bulanıp karikatürize oluyor.

Oysa medikalizasyon, sadece “sağlığın metalaşmasını teşvik eden endüstri” ile sınırlı kalmaktan ziyade karmaşık bir sosyal süreçtir. Sağlık sistemlerinin altında yatan politik ve ekonomik koşulları dikkate almanın yanı sıra tüm itici güçlerin rolünü inceleyen bir bakış açısı gerekir.

Sol, endüstriyel tıbbın tıp içine sızmasını konuşmayı popülistlere neden bıraktı? Muktedirin bu yozlaşmaya olan hoşgörüsü neden?

Başka bir yazıda yer almayı hak eden sorular bunlar. Ancak, yine de şunu söylemekte fayda var; hala bilim aklını ve vicdanını terk etmemiş olanların öncelikli görevlerinden biri, medikalizasyonu deşifre etmek yerine bu alanı siyasi kariyer sahnesi olarak gören fırsatçıların gerçeği tahrip edici etkisi ile mücadele etmektir.

KAYNAKLAR

,

İlk yorum yapan siz olun

Yorumlarınızla katkı sağlayabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: