İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Meslek örgütü, küçülen hekim sendikacılığına doğru yürüyor*

Last updated on 28/06/2020

Bir önceki seçimde İzmirli hekimlerin iktidarın icraatlarına tepkisi, sonraki iki yılda meslek örgütü yönetimine seçilmiş olanlar için kırılgan bir yük oldu.  Demokratik Katılımcı Hekimler (DKH), sandıkta hekimlerle buluşmuş olduğu bu zoraki kimliğini sürdürmeye çabaladı. Hekimler, sandığa giderken -veya gitmeyerek- bunun ne kadar başarılmış olduğunu tartışacaktır. Sonuç olarak görüldü ki; şapkadan tavşan çıkmıyor. Şahit olduğumuz AKP karşıtlığı parodisinden fazlaca bir şey değil: Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nin akşamüstü kalabalığını fon yapıp poz vermek veya meslek örgütünü hukuk bürosu gibi sunmak reelde hekime bir kazanım sağlamadı.

Ve seçim zamanı…

Dokuz bin kadar kayıtlı hekimin ne kadarının seçimlere katılacağı, seçimi kazanan yönetimin kaç hekimin onayını alacağı önemli bir onay süreci olacaktır elbette. Daha önceki seçimler göz önünde bulundurduğumuzda %25’lik bir sandık katılımı kritik bir eşik olarak değerlendirilebilir. Seçim sistemi çoğunluğun onayını gerektirmediği için de DKH açısından bir önceki dönemde aldıkları 1241 oy ortalaması da kendileri açısından risk noktası olacaktır. Sandığa odaklanmayı yanlış bulanlar için de şunu söyleyebiliriz; niteliksel ve niceliksel olarak meclis özelliğini yitirmiş ya da hiç kuramamış bir hekim meclisi, temsiliyet iddiası olamayan komisyonlar ve yaklaşık 50 kadar hekimin katıldığı genel kurul da dâhil olmak üzere toplamda yine 50 hekim arasında dönüp duran bir hikâyenin özneleri.

İyi-kötü bir rekabetin yansıması olan diğer “elli kişilik” Hekim Güçbirliği (HG) kitlesi ise bu demokratik süreçten kendini azade etmiş gibi görünüyor. Ayrıca, iktidarın meslek örgütlerine yönelik artan olumsuz söylemi hekimlerin meslek örgütünden kopma eğilimini arttırıyor. Ki bu kitlenin meslek örgütünden uzaklaşmış olması bir önceki seçimin kaderini de belirlemiş olabilir. Biz aksi bir çabayı beklerken DKH’ın kendini rakipsiz görmedeki fütursuzluğu öne çıkıyor. Bu kayıplara razı olduğu görüntüsü, eriyen meslek örgütü fotoğrafına eşlik ediyor.

Sağlık Bakanlığı’nın 2017 Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre İzmir’de, 3.377 uzman hekim, 2.381 pratisyen hekim, 2,142 asistan hekim olmak üzere toplam 10.900 hekim bulunuyor. Kentimizde 25 özel ve 23 devlet hastanesi olmak üzere 48 hastane, 28 dal merkezi, 44 tıp merkezi, 781 hekim muayenehanesi, 32 poliklinik var. Bu bilgi burada kalsın ve örneklerle devam edelim.

  • Tabip Odası’nın açıklamalarına göre COVID-19 pozitif tanısı almış hekimlerin %27’si asistan hekim. Eğitim hastanelerinde bu oran çok daha yüksek. Asistanların DKH aday listesindeki oranları sıfır. İki yıllık yönetim süreçlerinde de atanmış iki asistan hekim ile bu alan sadece işgal edilmiş oldu.
  • Şu sıralar Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi sağlık çalışanları ek ödemelerindeki kesintilere karşı eylemlerini sürdürüyor. Tam da bu zamanlamada DKH, listesine Dokuz Eylül’den “işveren” olan bir aday tercih etmiş olması ilginç bir temsiliyet tercihi oluyor.
  • Kadın adaylar yönetimde azınlıkta kalmış, sadece iki kadın aday var.
  • Adayların yaş ortalaması 57 ve en genç aday 40 yaşında, oysa iki binden fazla genç hekimin temsiliyeti hiç yok.
  • Listede dört pratisyen hekim var liste uzman ağırlıklı.
  • İzmir’de muayenehane hekimliği %7,8 oranındayken listede bu temsiliyeti aşan bir oran görünüyor.
  • Ve en önemlisi listenin cepten çıkan bir uzlaşı listesi olması. Bu uzlaşının bir muhatabının hekimler olmaması kritik bir sorundur.

Anlaşılan o ki; sendikal süreçten aşina olduğumuz küçülen ve bu şekilde elde tutulan meslek örgütü, kariyerist fırsatçılar için iştah kabartıcı olmuş. İktidarın temsiliyetini sorgulatmak istediği bir dönemde meslek örgütünün temsiliyet yeteneğini minimuma indirgeyerek yangından mal kaçırma telaşına düşmesi demokratiklik ve katılımcılığın dibine kibrit suyu döküyor. Sonuç olarak, bu açgözlülük hekimlerle olan bağı daha da koparacak ve iktidarın hedefine ulaşmasını kolaylaştıracaktır.

*Daha önce bu soruyu sorarak biten yazının devamı gibi düşünülebilir.

İlk yorum yapan siz olun

Yorumlarınızla katkı sağlayabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: