İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tamgaz doğalgaz

Kemal Cem Duru


Doğalgaz bedava!
Evet  doğru duydunuz, artık bedava doğalgaz!
Yakmazsan bedava
Yakarsan çok para tabii ki…
-Bu kadar erken saatte, nereye gidiyorsun?  diye sordum.
-Doğalgaz faturamıza itiraz etmeye, dedi.
-Neden? ,dedim.
-Ben bu doğalgaz faturamıza, adam gibi itiraz etmiyorum diye oluyor tüm bunlar, dolu şehidimiz var sayısı bile belirsiz, canım çok sıkkın, dedi ve evden çıktı biricik karım.
Her sabah işe giderken gördüğüm, sendikalı olup,  işten çıkarılmış işçilerin eyleminin, bu sabah da devam etmekle birlikte, o her sabahki ortalığı inleten gürültülü halinden eser yoktu bu sabah. Davulları müzikleri ve sirenleri yoktu bu sefer, hiç de şaşırmadım dün akşam ki içimizi yakan şehit haberlerinden sonra, gürültü patırtı olmazdı şimdi.
Şehitlerimiz vardı ve hakkını arayanlar saygıdan sessizlikle yapıyorlardı eylemlerini.
Hakkını aramayı acaba biraz ertelesen mi ey emekçi?
Doğalgaz faturaları çok yüksek geliyor bu kış.
O yüksek faturaların kazançlarının nerelere gittiğini de çok yakında öğrendik.
Vergilerden sakınılan yollardan, kimi vakıflara gitmiş.
Elbette, iktidar yanlısı dinci vakıflara gitmiş, halktan alınan çok yüksek bedellerden elde edilen karlar.
Kimi itiraz edelim diyenler, faturalarını ve itiraz dilekçelerini  hazırladılar, itiraz edecekler ve haklarını arayacaklar da, ama bu kadar şehidimiz varken şimdi, doğalgaz faturası yüksekmiş, halk üşüyormuş paraları vakıflara akıyormuş, konuşulur mu bu şimdi.
Hakkını aramayı, acaba sen de biraz ertelemeli misin,  ey üşüyen halk?
Yakın zamanda depremden sonra, hayatını kaybetti memleketin çürük evlerinde oturan insanlarımız, o gün de ertelemiştin, bu gün de ertele bence.
Hastaneye ulaştım, herkesin tek konuştuğu konu dün akşamki şehit haberleri.
Oysa dün geçim sıkıntısı, gıda alım gücündeki düşüştü konuşulan.
Gün içinde, sığınmacı dramı görüntüleri başladı haberlerde.
Sanki insanlık yine bin yıl geriye gitti.
Bebekler ve çocukların babalarının kucaklarında, bir amansız dalga ile ölümün kıyısında olmaları an meselesi olan, riskli yolculuklara uğurlandılar.
Kim mi uğurladı, orası içler acısı.
Medyası, kolluk gücü, insan kaçakçısı ile.
Biz uğurladık, bizim devletimiz.
İnsanlığımızdan utandım!
Bebekler ve çocuklar ölümün kıyısında,
Cephedekiler ölümün kıyısında,
Evlerde de petekler soğuk.
Ses çıkaramaz haldeyiz.
Karşı gelmeye fırsat yok bu acımasız gündemlerden.
Bu gündemlerin biteceği de yok.
Bu gün poliklinikteki ilk hastam,
Artık hastalarıma soracağım dediğim soruyu soruyorum,
-Amca senin karnın aç mı, düzgün beslenebiliyor musun?
-Şükür oğlum şükür’’ diyor.
-Cebinde paran var mı’’ diye sorunca.
Gülümsüyor…
-Yok evladım.
-Kafanda ne var? çok dalgın bakışların.
-Toruna süt almak, bir de şehitlerimiz, diyor.
-Peki, yazdığım ilaçların katkısını ödeyebilecek misin eczanede?
 -Hallederiz evladım bir türlü.
-Senin emekli maaşından yüzde beşini de, sağlık kesintisi olarak alacaklarmış, duydun mu amca? diye soruyorum.
-Duymadım evladım da, boş ver şimdi, bugün şehitlerimiz var.
Zaten ertelemiş bile itirazını emekli amca kendiliğinden, daha kötü ne olabilir ki diyerek…
Elbet insanlar erteleyecekler itirazlarını bu acılı günlerde.
Karşı gelmiş olmak için karşı gelmekle, değiştirmek için karşı gelmek çok farklı şeyler.
Egemenlerin ne yurttaki ne dünyadaki düzenini , değiştirmeye niyetleri olmayanlar,
Aynı çıkarların hizmetinde, aynı yolun yolcusu olanlar, yine karşı geliyor gibi yapıyorlar ülkemizde.
Tezkerelere ‘’içimiz yana yana, ama evet’’ deyip, sonra kapalı oturumlar istiyorlar, halktan saklanacak neler varsa artık.
Böyle yalandan sesler çıkarmak, sessizlikten beter.
Gürültüde, bizim mahallenin delisine bile daha çok saygı duyuyorum. Elinde bir düdük, sürekli trafiği düzenler o. En azından çıkardığı gürültüde, halkı bu hale getirenlerin ortağı da  olmadı ve onlarla hiçbir zaman gizli gizli ortaklaşmıyor.
Kendi halinde bir gürültücü…
Hala tertemiz adam bizim mahallenin delisi.
Elbet, bir hekim olarak savaşa da, mültecilerin düşürüldüğü hallere de karşıyım.
Nasıl karşı olmaz ki bir hekim…
‘’Atakan’’ minik popüler ileri zeka çocuk dedi ki;
‘’Eğitim çok önemli, sonra adalet kendiliğinden çözülür’’
Çocuğun, yani minik dâhinin söylediği; eğitilmiş halkın itiraz edip düzelteceği, o çarpıklıkla yaşamayacağı.
Elbet o kültürel gelişmişlikte, örgütlü de olunacağını düşünmüş olmalı.
Benim de, çözümün halkın ısınmaya hiç ya da çok az paralar ödeyeceği günlerde olduğunu düşünmem, aynı denklemden aslında.
Ne alaka demeyin şimdi.
Değişebilirse halkın soyulması da sömürülmesi de,
O günler, halk para ödemeyecek sağlığa, ısınmaya ve eğitime.
Kendi iktidar menfaatleri için, halkın zararına, savaş çıkaranlar da elbet def edilmiş olacaklar.
Halkın, geçim sıkıntısına itirazının yükseleceği günlerde, bu savaşlar yine çıkarılır mı halkı susturmak için?
Elbette, daha ses çıkmadan , sesleri kısmak için daha büyük baskılar yaratmak olur amaç, sesleri kısmak için, gelişmiş dünyanın gelişmiş sömürü taktikleri bunlar.
Halkın doğalgaza para ödemeyeceği günler,
Şehitler de olmayacak, halka iyi hekim olabilmeye heyecanla,  bizim de fırsatımız olacak.
 Ne zaman ki hastalarıma, aç mısın, sağlıklı beslenebiliyor musun diye sormam gerekmeyecek,
O gün böyle büyük acılarımız da olmayacak.
Yaşamak için üç kuruşa muhtaç edilip, sonrasında sözleşmeler imzalatılıp ölüme gidenler olmayacak.
 O gençler üniversitelerde bilimle uğraşıp, bizim halkımıza hizmet etmek hayallerinde olacaklar.
Ölümün dibinde değil.
Sadece daha ucuza doğalgaz tüketsin halkımız diye itiraza gitmemiştir benim biricik karım, halka bedava doğalgaz verilecek günlere umudu var onun.
O umudu, dünyayı hakkı yenenlerle beraber değiştirmek için örgütlü olmakta buluyor.
Bugün doğalgaz faturasına itiraz ederek başladı.
Şehitlerimize de saygısızlık etmeden sessizce yaptı bunu.
Helal olsun ona…

Görsel: Energy and poverty, Ana Lukenda

İlk yorum yapan siz olun

Yorumlarınızla katkı sağlayabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: