İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yoksulluk ve İntihar

Endam KÖYBAŞI

Yemekhane protestoları sırasında geldi ölüm haberi. Arkadaşları zamlar geri alınsın diye üniversitede mücadele ederken, boğazın soğuk sularından çıkarılmıştı cansız bedeni. Arkadaşları, “zor geçiniyoruz, bu şartlarda aç kalırız” diyordu. O iki ay öncesinden yazmış “yemekhane kartımda bir lira var sadece” diye. Arkadaşları “okumak için zaten çalışmak zorundayız, kazandığımızın tümünü yemeğe vermeyelim” diyordu. O ise yeni yıldan en büyük dileğinin bir iş olduğunu yazmıştı sosyal medya hesabına. Ve ölüm haberi duyulduğunda Sibel’in, arkadaşları daha bir kararlılıkla sürdürdüler mücadeleyi. Ölüm haberinden midir bilinmez, ki bence mutlaka bir etkisi var, geri adım attı rektörlük. Yemek üç öğün çıkacak, zamdan da vazgeçtik dediler. Bir “duyarlı” tablo hissettirdi kendini, öğrenciler ve onların yemek taleplerine karşı. Aynı öğrencileri part-time adı altında saat başı daha az ücrete, birçoğunu kayıtsız çalıştıran şirketler de girdi bu tabloya. Personel için çıkan öğle yemeklerinden otuz arkadaş gelip yiyebilir diye duyurdu bazıları, bazıları yemek bursu vereceğini ilan etti. Bir nevi kapandı konu. Şimdilik. Gerisinde ise bir belirsizlik bıraktı. Bu sömürü düzeninde şartların öğrenciler lehine böyle süremeyeceği baki ama bir sorun daha vardı. Ölen o arkadaş intihar etmişti! “Yoksuldu o yüzden oldu bunlar” dedi arkadaşları; karşı çıktı diğerleri “bir sürü yoksul var, onlar niye intihar etmiyor?” diyerek. “İşsizdi geçinemiyordu” dedi arkadaşları; “kaç binlik telefonu var, satsa geçinir” dedi diğerleri. Ve ailesi çıktı kameralar karşısına, “hiçbir eksiğimiz yok” dediler, “zamanında sosyal yardım aldık ama şimdi iyiyiz, kimse karalamasın devletimizi” dediler. Görüntüleri farklı şeyler söylese de bize…

Evet intihar etmişti Sibel. Yirmisinde. “Zaten psikiyatrik hastalığı vardı ve tedavi alıyordu, o yüzden oldu bunlar, sosyal medyada fiziksel görüntüsüne yönelik söylenenler üzmüş kendisini” açıklaması yaptı sosyoekonomik koşullarını görmek istemeyenler. “Hayır o işsiz bir yoksuldu, destek olmaya çalıştık ama başaramadık” dedi arkadaşları. Comrade olarak belirlemişti ismini hesap profilinde. Bu yüzden biraz da solculara karşı bir savunma hali oldu bu olay birçok “liberal” için. Bunlar devleti yıpratmak isteyen, bütün olumsuzlukları mevcut iktidara bağlayan çağdışı akılsızlardı. Bir insanın ölümünden bile rant sağlamaya çalışan vicdansızlardı onlara göre.

Ölüme özendirilmez, intihar yüceltilmez. Ama gerçekler de saklanamaz. İntihar artık bir halk sağlığı sorunudur. Bütün dünyada böyledir. Ölüm nedenleri içinde onuncu sıradadır. En çok 15-29 yaş arasında gerçekleşir. Kadınlarda daha fazladır. Ve en çok düşük orta gelir düzeyindeki ülkelerde gerçekleşir. Yoksullar ve işsizlerde intihar daha fazla görülür. Son kırk yılda intihar oranı tüm dünyada yüzde altmış artmıştır. Gelir eşitsizliği de intiharın en önemli nedenleri arasında yer almaktadır. Ve elbette bunun en çok hissedildiği büyük şehirlerde daha sık görülür. Yine mevcut refahı yitirmek de nedenler arasında. Hepsi oldukça açık tartışmasız sonuçlar. Eğer depresyonu varoluşa anlam yükleyememe veya zenginlerin çalışmama lüksü olarak görmüyorsak, veriler akla oldukça yatkın. Depresyon da intihara neden olan birincil psikiyatrik hastalık zaten. Dünyada en fazla işgücü kaybına yol açan hastalıklar arasında ilk sıralarda. Son bir veri daha vereyim: tüm dünyada intihar en sık “beklenmeyen ölüm nedenleri” içinde üçüncü sırada!

Sibel intihar etti. Tüm dünyada insanların başına bu olay neden geliyorsa o yüzden oldu. Ve bütün insanlığın yoksulluk, işsizlik, eşitsizlik gibi sorunlarının çözülebileceğine inanmayanlar, bunun nasıl olacağı üzerine düşünmeyenler, ne söylersek söyleyelim, bunun nedenini anlamayacaklardır. Tıpkı insan ruhu gibi, onun hastalığının bir ürünü olarak adlandırılan intihar eylemi de elbette birçok faktör tarafından belirlenir. Sosyolojik, psikanalitik veya biyolojik birçok farklı açıklama getirilebilir. Ama bir halk sağlığı sorunu olarak, intihar nedeni ile ölümler artmakta ve gelir eşitsizliğinin bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. En çok da genç nüfusu etkilemektedir. Bataklık sivrisinek ilişkisine benzer şekilde, yoksulluk görmezden gelinerek intihar anlaşılamaz ve önlenemez…

Resim: “The Poor and Money” Vincent Van Gogh.

İlk yorum yapan siz olun

Yorumlarınızla katkı sağlayabilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: